|


SAĞLIK sayfamız, GATA Dermatoloji AD. Öğretim Üyesi Yrd. Doç.
Dr. Erol KOÇ'un katkılarıyla hazırlanmıştır.
Kendilerine teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
KIŞ GELDİ!!!
Dört mevsim içinde en az sevilenidir kış. Dondurucu soğukları,
bitmeyen yağmurları, hayatı felç eden kar yağışlarıyla insanları
canından bezdirir. Sıcacık evlerde köşenize kurulup pencereden
ipek gibi yağan karı seyretmenin seyrine, yağmurun sesini
dinlemeye doyum olmaz, ama kış tüm insanlar için her an
saldırıya hazır virüslere karşı sürekli tetikte durmak demektir.
Kış ayları boyunca dışarıya çıkarken kat kat giyinmek, sağlıklı
beslenmek, düzenli uyumak ve bağışıklık sistemimizi sürekli
güçlü tutmak zorundayız.
Kış mevsimi, bir doğal seleksiyon dönemidir aynı zamanda;
güçlüler ayakta kalır, zayıflar yatağa düşer. Kış geldi mi
hastanelerin acil servisleri her yaştan insanla dolar taşar.
İlaç sanayii kışın canlanır. İlaç teknolojisinde büyük yol kat
eden insanlık, ne yazık ki hâlâ her yıl dünyayı kasıp kavuran
grip salgınlarına karşı kesin çözüm bulabilmiş değil, ilaçlara,
aşılara karşın her yıl binlerce insan grip virüsünün neden
olduğu komplikasyonlar yüzünden hayatını kaybediyor.
Kışın hangi hastalıklar tetikleniyor? Soğuk algınlığından gribe,
bronşitten zatürreeye kadar kış hastalıklarının belirtileri,
komplikasyonları ve tedavileri neler? Astımlılar, kalp ve damar
hastalıkları olanlar, diyabetliler, romatizmalılar kış
hastalıklarından nasıl korunmalılar? Kış ruhsal hayatımızı nasıl
etkiliyor, kışın neden halsiz, karamsar ve mutsuzuz? Füme renkli
günlerde içimizi nasıl ışıklandırmalız?
Kış hastalıkları nelerdir?
Çok çeşitli virüslerin neden olduğu bir üst solunum yolları
enfeksiyonu olan nezle, sonbahar-kış hastalıklarının başında
gelir. Soğuk algınlığı ismiyle de bilinir. Nezlenin yanı sıra
burun etrafındaki sinüs adı verilen boşlukların iltihaplanması
yani sinüzit, yutak iltihabı farenjit, bademciklerin iltihabı
tonsillit, gırtlağın ve ses tellerinin iltihabı larenjit, orta
kulak iltihabı, ana nefes borusunun iltihabı trakeit, bronşların
iltihaplanması bronşit, astım ve akciğer dokusunun iltihabı
zatürree de sonbahar ve kış mevsiminde ortaya çıkabilecek
hastalıklardandır.
En yaygın hastalık hangisi?
Halk arasında üşütme olarak da anılan soğuk algınlığı.
Belirtileri neler?
Hastalık, ani burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı ve
boğaz ağrısı ile başlar. Gözlerde de kızarma, sulanma ve yanma
olabilir. Ateş genellikle normaldir, ama bazı kişilerde hafif
olarak yükselebilir. Birçok hasta kendini yorgun, keyifsiz ve
bitkin hissedebilir. Baş ağrısı olabilir. Birkaç gün süren
belirtiler bir hafta içinde tamamen kaybolur.
Nasıl bulaşır?
Virüsler hasta kişinin hapşırması, öksürmesi sırasında havaya
karışırlar. Sağlıklı kişiler de bu virüsleri burun veya gözler
aracılığıyla alırlar. Virüsler, tokalaşma sırasında ve hatta
virüsle kirlenmiş kalem, gözlük, mendil gibi eşyalarla da
bulaşabilirler.
Bu virüsler zatürree gibi ağır bir hastalığa sebep olabilir mi?
Bu virüslerin üremeleri için en ideal yer ısısı 33-34 santigrat
derece olan burun boşluğudur. Soğuk algınlığı virüsleri olan
rinovirüsler, kolay kolay zatürreeye neden olmazlar. Çünkü
akciğerlerin ısısı 37 santigrat derece civarındadır ve bu
sıcaklık virüslerin üremeleri için hiç de uygun değildir.
Soğuk algınlığında hangi yaş grubu daha çok risk altında?
Hastalık küçük çocuklarda daha çok görülür. Ama yaşamlarının ilk
dönemlerinde yılda dört-beş kez hastalanan bebekler, büyüdükçe
bağışıklıkları arttığı için daha az hastalanır. Ayrıca, erkek
çocuklar kızlara göre daha hassastır.
Kimler soğuk algınlığına daha duyarlıdır?
Sigara tiryakileri hem soğuk algınlığı hem de diğer solunum
yolları hastalıklarına daha duyarlıdır. Evlerinde sigara
içilenlerde de soğuk algınlığı riski daha yüksektir. Evlerde
sigara içilmesi özellikle bir yaşın altındaki bebekler için çok
tehlikelidir. Alkoliklerin de diğer enfeksiyonlara olduğu gibi
nezleye de dirençleri daha azdır. Astım, egzema gibi alerjik
hastalığı olanlarda solunum yolu enfeksiyonları daha fazla
görülmektedir.
Soğuk algınlığı tehlikeli midir?
Nezle, hafif seyreder ve kendiliğinden de geçer. Fakat tüm
dünyada en çok görülen ve en çok işgücü kaybına neden olan bir
hastalıktır. Vücut direnci düşük olan kişilerde ve çocuklarda
ortakulak iltihabı, sinüzit, bronşit ve zatürree gibi
hastalıklara yol açabilir.
Soğuk algınlığının tedavisi yok
Soğuk algınlığından korunmak için nelerin yapılması gerekir?
Hasta kişilerle tokalaşmak, öpüşmek gibi yakın temastan
kaçınmalı. İnsanların toplu olarak bulundukları kalabalık
ortamlara girmemeli. Eller, sıkça ve bol su ile iyice yıkanmalı.
Ellerin göz ve burun ile teması önlenmeli. Hasta kişilerin
eşyaları kullanılmamalı.
Soğuk algınlığının tedavisi nedir?
Soğuk algınlığının kesin bir tedavisi yok. Bununla beraber,
tedavide amacımız hastalık belirtilerinin giderilmesi ve kişinin
rahatlatılması. Tedavi sürecinde A ve C vitamininden zengin
sebze ve meyvelerin tüketilmesi lazım. Burun tıkanıklığının en
iyi tedavisi hiçbir yan etkisi olmayan serum fizyolojik ismi
verilen tuzlu suyun buruna damlatılması ve bulunulan ortamın
nemli olmasının sağlanmasıdır. Burun açıcı damlalar özel
durumlarda, üç-beş günlük süreyle kullanılabilir.
Soğuk algınlığının tedavisi için antibiyotik tedavisi gerekir
mi?
Antibiyotik kullanmak gereksiz, hatta zararlıdır. Bu ilaçlar,
sinüzit, ortakulak iltihabı varsa, doktor denetiminde
kullanılmalıdır.
Kışın nasıl giyinmek gerekir?
Ne çok kalın ne de çok ince giyinilmeli. Üşümemek ve terlememek
gerekli. En iyisi, çok kalın ve yünlü giyecekler yerine, birçok
ince kıyafeti üst üste giymek. Dışarı çıkarken mutlaka
şemsiyenizi ya da yağmurluğunuzu yanınıza almalısınız.
Beslenmede nelere dikkat etmek gerekir?
En önemlisi, bol sebze ve meyve yemek. İçinde A, C ve E
vitaminleri bulunan soğan, sarmısak, havuç, limon, portakal,
mandalina, greyfurt, yeşil biber, marul ve salatayı sofralardan
eksik etmemek gerekli. Hayvansal yağlar yerine bitkisel yağları
yemeklerde kullanmak daha sağlıklı. Haftada en az bir kez balık
yemenizi tavsiye edebilirim.
Taze sıkılmış meyve suları
Bunun yanı sıra, kışın yazın olduğu kadar susamıyor ve çok su
içmiyoruz. Bol bol su içmekte yarar var. Daha da iyisi taze
sıkılmış meyve suları içmek. Çünkü su, vücudu birçok zehirden
temizler, böbrekleri daha iyi çalıştırır, akciğerlerin de
direncini artırır ve böylece vücuda zindelik verir.
Evde, işyerinde nasıl önlemler almalıyız?
Bu mevsimde zamanımızın çoğunu kapalı ortamlarda geçirdiğimiz
için, işyeri ve evimizin havasının temiz olması çok önemlidir.
İdeal oda ısısı 20 santigrat derecedir. Odaları her gün
havalandırmak ve kuru havanın solunum yollarını tahriş
etmesinden dolayı kaloriferler yandığında radyatörlere su
kapları koyarak ortamın havasının nemli olmasını sağlamak gibi
önlemler alınabilir.
Vücudumuzu nasıl rahatlatabiliriz?
Mümkünse her gün ılık duş alın. Duş, vücuda dirilik, enerji ve
güç verir. Saunayla da terleyerek vücudunuzu toksinlerden
arındırabilirsiniz. Vücudun bir sıcak bir soğuk suya maruz
kalması kan dolaşımını canlandırır. Haftada bir gün sauna
yeterlidir. Düzenli olarak spor yapan kişiler enfeksiyonlara
daha dirençlidirler. Fırsat bulduğunuzda şehir yakınındaki orman
ve parklarda yürüyüşler yapın, bisiklete binin, tenis oynayın.
Büyük şehirlerde yaşayanların baş belası stres de enfeksiyon
hastalıklarının ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı bir faktördür.
Anlamsız tartışmalardan kaçınmalısınız. Güler yüzlü olun, küçük
olaylardan mutluluklar çıkarmaya çalışın. Hafta sonlarını
sevdiklerinizle geçirin.
|